1. Üye olmak 30 saniye!

Fikir Cephesi

fetih.jpg

İstanbul’un fethi bu sene de mehteran takımı, binlerce figüran ve lazer gösterileriyle kutlanacak. Evet, fetih tarihsel bir gerçekliktir, tarihten bugüne yeryüzünde fethedilmeyen, seferler düzenlenmeyen şehir yok gibidir ama fetih aynı zamanda bir başkasının üreterek edindiği zenginliği, kurduğu şehri kılıç zoruyla zaptetmek, yağmalamaktır. Dolayısıyla fetih günü kutlamak sorunlu bir kültürel duruştur. Başkası senin toprağını aldığı zaman buna işgal diyerek işgalden kurtuluş günleri düzenleyip aynı zamanda kendi işgalini kutlamak da apaçık bir riyakârlık örneğidir. Üstelik bu duruş kendi içinde de tutarsızdır. “Aslında bu şehir bizim değildi, biz ona zorla konduk” diyerek 562 yıl sonra bile bunu dünyaya tekrar tekrar duyurmak da bununla övünen gericiler için bile aptalcadır. Hiç kuşkusuz bu aptallığın kökeninde aşağılık kompleksi ve korku yatar. Emekçi insanların ve başkalarının çocuklarının kanı üzerinden kendi sınıfsal çıkarlarını tahkim etmek üzerine kurulan...
http://i.radikal.com.tr/620x332/2015/05/22/fft107_mf4608239.Jpeg
Bursa'nın İnegöl ilçesinde,10 Mayıs'ta açılışı yapılan Türkiye'nin en büyük mobilya alışveriş merkezi Mobiliyum AVM'de Hıristıyan ve Musevi müşteriler için yaptırılan dua odaları tepkiler üzerine kapatıldı. Mobiliyum AVM Genel Müdürü Yusuf Şen, gelen misafirlerin ibadetlerini yerine getirebilmeleri adına iki küçük dua odasının ayrıldığını belirterek, "Burada kilise ya da havra yapmadık. Bunları tefriş etmedik. Burada herhangi bir din görevlisi görevlendirmedik" dedi.

Türkiye'nin en büyük kapalı alana sahip mobilya AVM'si 'Mobiliyum'un 10 Mayıs günü törenle hizmete açıldı. Açılışını Anneler Günü dolayısıyla kadınların yaptığı 225 bin metrekare kapalı alanda, 200 yerli mobilya üreticisini tek bir çatı altında müşterileriyle buluşturan Mobiliyum AVM'de, gelen misafirler için yapıldığı bildirilen kilise ve sinagog odaları tepkilere neden oldu.


Tepkiler üzerine bu odalar kapatıldı ve kapatma kararı Mobiliyum AVM Genel Müdürü Yusuf Şen tarafından yapılan...
http://dlhednzd5e78n.cloudfront.net/wp-content/uploads/gallery/kurdish-female-fighters/000-Nic6363653.jpg
Kürt Ulusal Sorunu - 1 Teorik - Programatik Perspektifler ve Siyasal Değerlendirmeler

Kürt ulusal sorunu bugün Türk burjuvazisinin en zayıf yanlarından, en temel açmazlarından biridir. O bu konuda tam bir acz ve çaresizlik içindedir. Kürt ulusal varlığını inkara, Kürt ulusal kimliğini zorla yoketmeye dayalı cumhuriyet dönemi politikası iflasla sonuçlanmış, Kürt sorunu güçlü bir birikim üzerinde ve devrimci bir kimlik kazanarak, tüm canlılığı ve yakıcılığıyla sahneye çıkmış, çözümünü dayatmıştır. Koca bir ulusun varlığını tarih ve dünya önünde hala inkar eden aşağılık Türk burjuvazisi, gerçekte sorunun tüm ağırlığını iliklerinde hissetmektedir. Çözümü bugün de inkarcı politikada ve bu politikanın uzantısı olan baskı, şiddet, işkence ve zora dayalı asimilasyonda aramakta, her yeni günde yeni barbarlıklar sergilemektedir. Bu politika halen sosyaldemokratlar da dahil tüm burjuva çevrelerin ortak desteğinde sürdürülmektedir. Burjuvazi bu politikada bu yolla sonuç alabileceği...

Paris’te Charlie Hebdo dergisinin çizer ve yazarlarının katledilmesi, bu katliamın dünyada

uyandırdığı infial, “İslam ve terör” tartışmasını yeniden sıcak gündemin ön sırasına çıkardı.

Elbette tartışma belki Charlie Hebdo üstünden alevlendi, ama gerçekte, Charlie Hebdo

saldırısı sadece tartışmanın güncelleşmesinin vesilesi oldu.

Çünkü son 10-15 yıl içinde, El Kaide’nin infial uyandıran eylemleri, IŞİD’in Suriye ve

Irak’ta geniş bir toprak parçalarını ele geçirerek, devletlere kafa tutacak kadar güçlenip bir

“İslam Devleti” ilan etmesi, Boko Haram’ın “Sahraaltı İslam ülkeleri”nde (Nijerya, Nijer,

Çad, Gana, Libya,...) IŞİD’e benzer bir yolla devlet ilan etmeye yakınlaşması,... Bu eylemleri

İslam dünyasında sempatiyle karşılayan binlerce gencin Avrupa ülkelerinden bile çıkıp savaş

bölgelerine gitmesi,.... Kelle kesme videolarının internet üstünden yayımlanması, farklı din

ve mezhepten kimselerin ibadethanelerinin dinamitle uçurulması, “ılımlı...
Paris’te yayımlanan ünlü mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yönelik saldırıda dergi yazı işlerinden 12 karikatüristin öldürülmesi, başta Fransa olmak üzere Avrupa’yı sarsmakla kalmadı, Türkiye’yi de güçlü biçimde silkeledi. Ardından dünyayı ayağa kaldıran Amerika’nın “ya benden ya terörden yanasın” dayatması ve “Medeniyetler Çatışması” doktriniyle Afganistan işgalinin sökün ettiği El Kaide’nin Newyork’taki ikiz kulelere uçaklarla düzenlediği saldırıya gönderme yapılarak “Avrupa’nın 11 Eylül’ü” olarak da nitelendirilen saldırı, yaşlı kıtayı olduğu kadar, onunla Ortadoğu’nun bağlantı noktası durumundaki Türkiye’yi de derinden etkiledi ve anında reaksiyon göstermeye yöneltti.
Fransa ve sair Avrupa ülkelerinin “önleyici tedbir” kapsamında başta göçmen durumundaki “yabancı” kökenli yurttaşlarını hedef alan özgürlükleri sınırlandırıcı tepkileri bu yazının konusu değil; bunlara değinilmeyecek. Yazımızda, Charlie Hedbo’yu hedef alan terör saldırısı ekseninde Türkiye’nin pozisyonu; yaptıkları...